AR-GE VE İNOVASYONUN YOLU 4.SANAYİ DEVRİMİNDEN GEÇİYOR


Ar-Ge ve İnovasyonun Yolu 4. Sanayi Devriminden Geçiyor

Ar-GE ve inovasyon yaparken 9 teknolojiyi kombine şekilde kullanmamızda fayda var. Müşteri ihtiyaçlarını daha iyi anlayabilmek için ver madenciliğine, bu ürünü açığa çıkarmadan simülasyonunu yapabilmeyi, üretim yaparken hatasız ve hızlı üretim için robotlara hakim olmayı, ürünün hizmetlerin bulut üzerinden sağlayıp müşteri memnuniyetini yükseltmeyi hedeflememiz gerekiyor. Bütün bunlara hakim yetişmiş insan gücü yetiştirebilirsek ülkemizdeki Ar-GE ve inovasyonun ciddi bir şekilde ivmeleneceğinden eminim. Oluşturabileceğimiz bu süreç ile Avrasya üretim merkezi haline gelip hem kendi bölgemizin gücü hem de dünyada sayılı güçler haline gelebiliriz.

Bir ülkenin Ar-Ge ve inovasyon faaliyetleri o ülkenin gelir düzeyi ile doğrudan ilintilidir. Farklılık sunan, tüketicinin hayatını kolaylaştıran yenilikler daha fazla talep görmüştür, daha fazla gündem olmuştur. Tüketiciyi daha iyi anlayabilmek ve ihtiyaçlarına doğru cevabı verebilmek belli bir bilgi birikimi ve yüksek teknolojiyi kullanabilmek ile ilgilidir. Elbette bunları en etkili şekilde kullanan ülkelerin gelir düzeyleri üst düzey olacaktır. Hiç çalışan ile çalışmayan bir olur mu?

Ülkeler daha güçlü olabilmek için küresel ticaret hacminden daha fazla yer alabilmeyi hedefliyor. Böylece dünyayı daha çok kendilerine bağlayıp küresel rekabette en önde olmak için sürekli emek harcıyorlar. Türkiye 2023 yılı itibarı ile ilk 10 ekonomi arasında yer alabilmek, 25 bin Dolar kişi başı milli gelir ve 500 milyar Dolar ihracat hedefine ulaşabilmek için Ar-Ge ve inovasyon kozunu iyi kullanması gerekiyor.

Ülke ihracatını artırmak üst düzey üretim ile gerçekleşebilir. Üretim standartların değiştiği bu günlerde Amerika’yı tekrar keşfedip vakit kaybetmektense keşfedilmiş bu yeni topraklar ile ne yapabiliriz ona kafa yormamız gerekiyor. 4. Sanayi Devrimi fikrinin açığa çıkmış olması ve bu sistemin henüz tam olarak hiçbir ülkede tam olarak oturmamış olması bizim için yeni fırsatlar demektir. Zira millet olarak eskilere uyum sağlamakta ciddi sıkıntılar yaşayan bir milletiz.

Bağımsızlık fikri bünyemizin her yerine işlemiş olduğu için dışardan aldığımız gömlek bir türlü bize uymamakta, kendi tarzımızı kendimiz geliştirdiğimizde, kendi kurallarımızı kendimiz kurduğumuzda daha başarılı oluyoruz. Tüketim bazında son teknolojileri en çok kullanan ülkelerin başında gelmemiz yeniliğe ne kadar açık olduğumuzun ve bunu kullanmak için ne kadar can attığımızın bir göstergesidir. Ancak vakit kaybetmek, yanlış hedefler peşinde koşmak ve belirli bir yol haritamızın olmaması bizi şu an yavaşlatmaktadır. Yol haritamız belki başka bir yazının konusu olabilir ancak sonuçları katma değeri yüksek ürünler çıkaracak dönüşümlerde bulunmalıyız.

Dönüşümü başlatacak şey hayal kurmaktır. Hayali olan kişinin önünü açmak ona imkan sunmak katma değeri yüksek ürün üretmesini sağlamak anlamına gelir. Günümüz teknolojileri, hayalimizde bulduğumuz çözümleri etraflıca incelememize imkan veriyor. Eğer konu bir yazılımsa onu dijital ortamda ortaya çıkarıp testlere tabii tutup hatalarını giderip faydasını görmeye başlayabiliyoruz. Eğer ki fiziksel bir ürün ise eskiden onu üretene kadar katma değeri yüksek olup olmadığın bilemezdik. Oysa şimdi, ürünün tüm üretim aşamalarını, üretmiş gibi tüm fiziksel koşul ve testler, hatta görsellerini hazırlayıp müşteri kitlesinin ilgi duyup duymadığı analizleri bile yapabiliyoruz. Ya da seri üretime girmeden bir prototip üretip pilot bölgelerde yada kendimiz ilgili ürünü tecrübe edebiliyoruz. Tüm iyileştirmeleri gelen analiz sonuçlarına göre dijital ortamda gerçekleştirebiliyoruz. Bu da bize eskiye nazaran daha fazla Ar-Ge yapmamızı daha fazla inovasyon da bulunmamızı sağlıyor.

Elektronik devler amiral gemisi mobil telefonlarını piyasaya sürmeden güya sızıntılara yer veriyor. Böylece müşteri eleştirilerini göz önünde bulundurarak ya biraz düzeltmeler yapıyorlar ya da piyasaya hiç sürmüyorlar. Katlanabilir ekranlı telefonlar, su geçirmez telefonlar, parmak izleri, bunlar hep ön görüş alınarak devreye sokulmuş ya da sokulmamış özelliklerdir.

İnovasyon artık bir önceki dönemindekini sona erdirmiyorsa o inovasyon olarak tanımlanmaması gerekiyor. Elektrikle çalışan araçlar fosil yakıtla çalışan araçların sonunu hazırlıyor. Ipod’ların Walkman’leri piyasadan kaldırdığı gibi. Karanlık fabrikalar, robot destekleri ile insan gücü gerektiren fabrikaların sonunu hazırladığı gibi zira kalite ve maliyetle baş edilemiyor. Yıkıcı inovasyon (disruptive innovation) olarak adlandırılan bu süreç Endüstri 4.0’ın ana felsefesini içermektedir. Öyle bir sanayi devriminde bulunalım ki rakiplerimize göre daha uygun maliyete (hatta ciddi bir oranda, öyle yüzde 5 – yüzde 10 değil), sıfır hatayla üretelim, pazara o kadar hızlı ulaştıralım ki kopyası çıkana kadar bir sonraki sürümü piyasada olsun ve seri üretimdeki gibi topluma değil kişiye özel üretim olsun. Bu tarz bir inovasyon yapabilmek için Endüstri 4.0’ı meydana getiren 9 bileşene hakim olmalı, hayal kuranların kullanmasına imkan vermeliyiz ki ortaya rekabetçi ürünler çıkarabilelim.

Piyasaya erken sürmek, kişi bazlı üretim yapabilmek, kalitesi yüksek uygun maliyetli ürünler için şu 9 teknolojiye göz atalım.

SİBER FİZİKSEL SİSTEMLER

Ürün, üretim hattı, fabrikanın tamamı dijital ortamda optimize edilmeden gerçek dünyaya aktarılmıyor. Bununla ilgili onlarca çeşit paket programlar mevcut. Bunları kullanabildiğimiz sürece hem hayalimizdekini kâğıda dökmekte çok başarılı oluruz hem de maliyetlerimizi ciddi oranda düşürür ve vakit olarak bizi birkaç adım öne atar. Bazı paket program çeşitlerini aşağıdaki gibidir:

– Product data management (PDM)

– Computer-aided design (CAD)

– Computer-aided manufacturing (CAM)

– 3D computer-aided engineering (CAE) and simulation

– Predictive engineering analytics

– Mechatronic system simulation (1D CAE)

– Finite element analysis (FEA)

– Modal testing and analysis

– Digital manufacturing

– Manufacturing operations management (MOM)

YATAY DİKEY ENTEGRASYON

Yatay entegrasyonu oluşturanlar: Ham madde, tedarikçiler, fason üreticiler, lojistik, dağıtıcılar, müşteriler, ürünün geri dönüşüm süreci

Dikey entegrasyonu oluşturanlar: Pazarlama, satış, üretim planlaması

Her biri kendi yazılım paketini kullanıyor ancak bu yazılımların birbiri ile iletişimi yok, aynı dili kullanmıyorlar. Dolayısıyla hiyerarşi de insanlar yine aracı olmak zorunda kalıyor ve her bir bölümün bir sürü sorumlusu olduğu için ilgili bilginin gitmesi günlerce, haftalarca sürebiliyor. Ancak yatay ve dikey entegrasyonu yapılmış bir süreçte bilgi anında ulaşıyor.

Mesela sosyal medyada tanıtımını yaptığınız bir ayakkabı, tanıtım yaptığınız an sipariş alabilir ve bu sipariş ciddi bir düzeye ulaşabilir, o akşamlık yapılan pazarlama ve anında satış işlemi sonucunda üretim planlaması algoritmik olarak kendi yapabilir ve üretim esnasında kullanılacak hammadde ihtiyacı ilgili fabrikalara anında sipariş açılmış olur. O fabrikanın da benzer bir sistem kullandığı için kaç güne sevkiyata çıkaracağı belli olur. Otomatikman lojistik firmasına gelen bu bilgi lojistik firma tarafından değerlendirilir ve araçlarında ona göre yer açar ve ne zaman üretim hattına ulaşacağının bilgisini verir. Tüm bu süreçler bu şekilde ilerlerken siz sipariş tuşuna bastığınız an veya kısa bir süre sonra size hangi drone ile nereye teslim edileceği söylenir.

OTONOM ROBOTLAR

Robot teknolojileri insanı kas gücünden beyin gücüne yönlendiren önemli bir teknolojidir. Robotlar sayesinde iş kazaları minimuma iniyor, el becerisi yüksek işler daha da kaliteli yapılıyor, bakımları yapıldığı sürece sıfır hata ile çalışıyorlar, bir insana göre birkaç kaç daha hızlı üretim yapıyorlar ve sosyal masrafları işverene yüksek olmuyor.

Kas gücü ile çalışan insanlar yerine bu robotları kontrol edebilen, programlayabilen, simülasyonunu yapabilen insanlar yetiştirmemiz gerekiyor. Bu robotlara hakim olmalıyız ki rakiplerimiz kalite ve hız avantajlarını bize karşı kullanmasın. Siz çok farklı bir akıllı telefon üretmiş olabilirsiniz, ancak sizinkine benzer ya da aplikasyonları çalıştırabilen orta düzey bir telefon sizden çok daha ucuza satılıyor olsa sizin yapmış olduğunuz inovasyon fiyat engeline takılır. Almanya’nın robot markasını satın almak isteyen Çin hükümetine vakti zamanında Merkel izin vermedi zira Almanya için stratejik bir öneme sahip bu firma. Ancak bizim ilk etapta bu robotları iyi kullanabilmeyi daha sonra bunları üretebilmeyi başarabilmemiz gerekiyor.

NESNELERİN İNTERNETİ

2020 yılına kadar 24 milyar nesne internete bağlanacak ve bu nesneler birbiri ile haberleşiyor olacak. Siz eve girdiğinizde en çok kullandığınız ışıklar yanacak, sevdiğiniz TV kanalı otomatik açılacak, belki bir yandan kahve makinanız çalışacak. Yani kısaca nesneler artık size göre, sizin isteklerinize göre birbiri ile haberleşecek. O yüzden şu an ne üretiyorsak bunların internete bağlanabilme kabiliyetine ve ona göre kendi ayarlarını değiştirebilme yetileri kazandırmamız gerekiyor. Yatay ve dikey entegrasyonda olduğu gibi yazılımlar şu an nasıl aynı dili konuşmuyor ama konuşacak ise bu şekilde nesneler de birbiri ile konuşuyor olmalılar.

BULUT TEKNOLOJİLERİ

Günümüzde birçok yazılım bulut ortamında çalışmaya başladı, artık bilgisayarınıza bir program kurmuyorsunuz, işletim sisteminiz ne olursa olsun ilgili yazılımı çalıştırabiliyor olmanız gerekiyor. Mevcut bilgisayarınız, telefonunuz çalınsa, kırılsa bile bulut ortamında bilgiler ve konfigürasyonlar temin edildiği için tek yapmanız gereken o donanımdan bir tane daha almak. Örneğin bazı muhasebe programları bulut üzerinden çalışıyor, sizin bir internet tarayıcısı ile ya da cep telefonunuzdan uygulamasını indirmeniz açısından hiç fark yok. Aynı işlemleri her yerden yapabildiğiniz gibi zaman olarak da kazançlı çıkıyorsunuz. O yüzden hangi ürün veya hizmetle meşgul olursanız olun onu muhakkak bulut ortamına taşımaya özen gösterin.

VERİ MADENCİLİĞİ

Günümüzde petrol ne kadar değerliyse önümüz günlerde hatta bugünlerde bile veri, petrolden de daha değerlidir. Veri sayesinde yüksek bir bilgi gücünü elinizde bulunduruyorsunuz, tahmin etme gücünüz yükseliyor. Bu şeklide müşteriniz ne istiyor daha iyi analiz ediyorsunuz, sektör nereye gidiyor, hangi iyileştirmelerde bulunmalıyız? Bütün bunlar anketler gibi tahmini olarak değil gerçekçi bir yaklaşım sergileniyor. Ancak nesnelerin de internete bağlanması ile o kadar çok veri meydana gelecek ki hangisi değerli hangisini nasıl yorumlanmalı ayrı bir uzmanlık alanı gerekiyor. Bununla ilgili de yazılım ve analizlere hakim olmak gerekiyor. Hatta kendini geliştirmek isteyen, analitik düşünce sahip kişiler bu alanda ciddi gelişmeler gösterebilir.

SİBER GÜVENLİK

Her şeyin internete bağlanması ile beraber her nesneye ulaşma imkanı kötü niyetli insanlar tarafından da mümkün hale geliyor. Gözümüzle görmediğimiz sanal ortamların da güvenli olması gerekiyor. Mayıs 2017’de Bursa’daki bir otomotiv fabrikasının siber saldırı nedeniyle 2 gün çalışamadığını biliyoruz. Ya da evinize aldığınız bir robot size zarar verebilir ya da güvenlik amacıyla dijital kilit taktırdığınız evin içinde kilitli kalabilirsiniz. Bunların dışında ülke güvenliği, haberleşme güvenliği, kripto analizler hayati öneme sahip oluyor. Dolaysıyla ilgili ürünleriniz siber güvenli hale gelmiş olması gerekir.

ARTIRILMIŞ GERÇEKÇİLİK

Artırılmış gerçekçilik ile sanal dünya o kadar gerçek hale geliyor ki gerçeğini yapıp hem mali açıdan hem de uygulanabilirlik açıdan sıkıntı yaşamamanız gerekiyor. Sanal gözlük ile kendi aracınızı kendiniz tamir edebilirsiniz ya da bilgisayar ortamında çizmiş olduğunuz yeni inşaatın içinde gezebilirsiniz ya da dijital kataloglar ile ilgili ürünün deneyimini müşteriye yaşatıp ona göre satın almasını sağlayabilirsiniz. Gerçek zamanlı algı yönetimi sayesinde tüm sektörler yenilenmesi gerekiyor. Sadece bu sektöre ya da bu sektör ile ürününüzü veya hizmetinizi entegre etmeniz gerekmektedir.

3 BOYUTLU YAZICILAR

3 boyutlu yazıcılar ile küçük üretimhaneler mahallemizin köşe başlarında olacak. 3 boyutlu yazıcılar robotların üretmediği şeyleri katmanlar ile anında üretebilirler, adet bazında üretim yapabilirler. Sizin sadece ilgili 3 boyutlu çizimi makinaya tanıtıp biraz beklemeniz gerekiyor. Aracınızın yedek parçası bu sayede üretilebileceği için firmalara depo maliyeti, ürünü yedekte bulundurma maliyetleri gibi sıra dışı maliyetler yapmanıza engel oluyor. Ayrıca daha hızlı ürüne ulaşabiliyoruz ve bugünlerde her alanda bu makinaları görmeye başladık. Havacılık sektöründe, dökümü zor, dayanımı sorunları parçaları bu makinalar üreterek daha kaliteli, daha uygun maliyetli üretebiliyor. Bugün uçak kanadı da üretebiliyor, pizza da üretebiliyor, ayakkabı da üretebiliyor bu makinalar. Ürününüzün mümkünse komplesi ya da bir parçası bu yazıcılarda üretilebiliyor olması sizin avantajınızadır

Mimar ve Mühendisler Grubu Dergisi’nde Yayınlanmıştır

Previous Gelecek mühendislerin
Next Fason Kültürü

No Comment

Leave a reply