Asalak LOBİSİ


Katma Değer olur da Siyaset olmaz mı? Biz Almanya değiliz ki aylarca hükümet olmadan ayakta durabilelim. Ortadoğu’nun en stratejik parçasıyız ve tarih boyunca bizimle hep uğraşılmıştır. Bizde ateş hiç dinmez. İçten ve dıştan hep uğraşılmıştır bizimle. Almanya 2 dünya savaşına da girip ikisinden de yenik ayrılan bir ülke olmasına karşın 2. Büyük ekonomik güce sahip bir ülke. Ama içinde asalakları barındırmıyor.

İçten ve dıştan bizimle nasıl uğraşıyorlar bir örnek vereyim. Tıbbi Cihaz Lobisi. Bildiğiniz gibi Samsun tıbbi cihaz üretim sektöründe dünyanın üçüncü şehridir. Peki Samsun’da üretilen bu cihazların birçoğunun yurt dışına ithal edildiğini ancak Türkiye hastanelerinde çok fazla kullanılmadığını biliyor muydunuz? Düşünsenize, sizin ülkeniz hayati öneme sahip ürünleri üretebiliyor ama lobiyi aşıp ülke içinde yayılamıyor. Ne yazık.

Peki, böyle bir şey nasıl olabiliyor? Türkiye güneş enerjisine dayalı elektrik üretim kapasitesi itibarıyla küresel ölçekte ilk 10’da kendine yer edinmiştir, Almanya ve İngiltere’den sonra Avrupa’nın en büyük üçüncü pazarı haline gelmiştir. Jeotermal Enerji konusunda da dünya dördüncüsü konumuna gelmiştir. Enerji bakanı Berat Albayrak neyi farklı yapmıştır da bu kadar ilerleme sağlanabilmiştir?

Yukarıdan bir emir geldiğinde, mesela Türkiye tıbbi cihaz konusunda radikal bir karar alacak, bundan sonra milli ürünler kullanılacak dendiğini düşünelim. Hemen ithalatçı lobinin bir adamı yılların ak partilisi gibi davranır, yardımcı olmak için elinden gelen her şeyi yapacağını ima eder ve etkin bir konuma gelir. Ancak bilimsel açıdan üstesinden gelemeyeceğiniz engeller koyar. Efendim ilgili ürünlerin şu sertifikası eksik, bu testi eksik diyerek her gün yeni bir bahane ortaya konur. Üretici firmalar bir engeli aştıkça, sırada bekleyen diğer bahaneler açığa çıkarılır. Tüm engeller birden söylenmez ki üreticiler hepsini aynı anda çözmesin. Böylece ülke yıllarca geri bırakılır. Sen şaşırır kalırsın, hükümet senden, belediye senden, ticaret odası senden, üretici senden, hastane senden ama bir türlü kendi ürünün ile tedavi olamazsın.

İşte Berat Albayrak bu tarz oyunları iyi ayıklamış ve yatırımların önüne çıkacak her engeli ustalıkla bertaraf etmiştir. Bize en çok zarar verenler en çok bizim gibi görünüp bize karşı çalışanlar değil midir?

Düşünsenize Türkiye’deki tüm hastaneler Samsun üretimi cihazlar kullanmış olsa Samsun ne hale gelir? Köşe bucak fabrika olur. Dünya’daki sayılı şehirlerden biri olur. Aynı oyunlar sadece tıbbi cihaz konusunda değil, nükleer yakıt konusunda dünyanın en büyük ikinci rezervine sahibiz ama yine bu yatırımı yapmamıza izin verilmiyor. Nereye bakarsan bak hep engellenmişiz, bilinçli bir şekilde geri bırakılmışız.

Yeni Dönem bu yüzden hayati öneme sahiptir. Her pozisyon için bir Berat Albayrak bulamayacağımıza göre bunu sisteme dökmemiz gerekiyor. Yürütmenin daha etkin, yasamanın daha itibarlı olduğu bir döneme girmekteyiz. Bu kadar önemli etkilere sahip yeni dönem için 1,5 yıl daha beklememek mantıklı.

Dünya’daki 11 mega projenin 6’sı bizim ülkemizde gerçekleşiyor. Güney Kore Çanakkale 1915 Boğaz Köprüsünü finanse etmek istiyor, Çin Halk Bankası Türkiye’deki birçok yatırımın finansmanı olmak istiyor, Renault elektrikli araçların seri üretimi için Türkiye’yi düşünüyor, Hindistan bizimle olan ticari ilişkilerini bambaşka bir boyuta taşımak istiyor. Bütün bu yatırımcılara güven vermek gerekiyor.

Türkiye artık inşaat lokomotifini bırakıp, katma değeri yüksek ürünlerin merkezi haline gelmek üzere, bunun için belirsizlikleri ortadan kaldırmak gerekiyor. Küresel mihrakların içten ve dıştan oyunlarını bozmak gerekiyor.

Erken seçim ile hükümet asalaklardan kurtulup yükselme devrine girecektir. Yeni hükümet sistemi ile yepyeni bir kamu yönetimi modeli gelecek ve küresel rekabetin ana oyuncuları haline geleceğiz. Risklerin değil, fırsatların ülkesi haline geleceğiz. Tayyip Erdoğan’ın grup toplantısında söylediği gibi: “… daha neler olacak neler…”

Samsun Gazetesin’de Yayınlanmıştır

Previous Konutlarda yaşam KALİTESİ
Next Ne aldığı mı, Neden aldığı mı?