ATATÜRKİYE


Başta Sultan Alparslan ve Gazi Mustafa Kemal olmak üzere, tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. Zafer haftamız kutlu olsun, rabbim bize nice zaferler nasip etsin.

John Perkins gibi finansal tetikçilerin itiraflarını okuduğumuz bu günlerde Türkiye’nin ciddi bir ekonomik savaş verdiğini gözlemlemekteyiz. Trump, kredi derecelendirme kuruluşları dahil tüm tetikçilerini devreye soktu. Bakınız Atatürk, İzmir İktisat Kongresinde ne dile getirmiş;

“Efendiler; Zamanımızın tamamı bir iktisat devrinden başka bir şey değildir. Mesela Fransızlar Kanada’da kılınç sallarken oraya İngiliz çiftçisi girmişti. Bir müddet kılınçla saban yekdiğeriyle mücadele etti ve nihayet saban galebe çalarak İngilizler Kanada’ya sahip oldular. Kılınç kullanan kol yorulur; fakat saban kullanan her gün daha çok kuvvetlenir.”

Yani, savaşmaktan ziyade, üreten, ortaya katma değer koyan milletlerin ekonomik olarak güçleneceğini, hükümdar olacağını ifade etmiş. Ekonomi savaşlarını o dönemde ön görmüş.

Nitekim,Atatürk’ün döneminde dolar 80 kuruştu, demiryolları, karayolları ve limanların inşasına ağırlık verildi, milli banka kuruldu, sanayi teşvik edildi, ülkenin dört bir yanına fabrikalar inşa edildi, yerli malı öncelikli hale getirildi.

Atatürk 1932 yılında uçak fabrikasını kurarken amacı nitelikli insanların ve nitelikli sanayinin gelişmesine öncülük etmekti. Bu hamlesi ile, bilhassa hammaddesi Türkiye’de olan tüm ürünleri yerli olarak üretebilmeliydik, bu uçak fabrikası da ilk kıvılcım olmalıydı.

Peki bu vizyonumuz varken, bu alt yapımız sağlanmışken ne oldu da hedefimizden saptık? Kimimizin alaya aldığı dış güçleriHalit Refiğ’in kaleminden okuyalım;

“İsmet İnönü 1932 Sovyetler birliği ziyaretinden sonra sanayileşme fikriyatı Cumhuriyet kadroları tarafından benimsenmiş, “Kadro” dergisi aracılığıyla da bu fikir yayılacaktı. Batılı ülkelerin hemen dikkatini çeken bu girişim engellenmeliydi, Türkiye tarım toplumu kalmalıydı.Kadro dergisi dağıtıldı, başındaki Atatürk’ün en yakın fikri temsilcisi Yakup Kadri Karaosmanoğlu sürgüne yollandı. Yerine “Yücel” dergisi getirildi, başına Cambridge Üniversitesi’nde eğitim görmekte olan Orhan Burian getirildi, yeni derginin konsepti artık “hümanizma” idi. İnsanı anlamak için eski Yunan ve Roma’nın köklerine inmeliydik. Atatürkçülük Batılaşma olarak lanse edildi.”

Üretim ekonomisi yerine kimseye bir faydası olmayacak, küflenmiş eski kitaplar ile bizi oyalayıp buna Atatürkçülük dediler.Atatürkçülük geçmiş ile oyalanmak değil, geleceği görmek ile olur.

Vakit artık kendi ayaklarımızın üzerinde durma vakti. Dış güçlerin müdahalesine rağmen, geçmişten aldığımız özgüven ile, yerli elektrikli kendi aracımızı üretmek istiyoruz. Uçak fabrikasında ki vizyon gibi, sanayimize bir kıvılcım olsun istiyoruz. Ancak bu sefer ali cengiz oyunlarına yenilmemeliyiz. Zaferlerimize nice zaferler eklemek inancıyla, bu ekonomik savaştan galip çıkacağız.

Previous TOPLUMSAL DEĞERLER
Next CEP TELEFONU ÜRETMEYİN