KASPAROV SATRANÇ OYUNU | MAKİNAYA KARŞI İNSAN


Bu yazım Siemens tarafından retweet edilmiştir. 

 

Kasparov ile makine arasındaki satranç mücadelesi yapay zeka çalışmalarında sıklıkla kullanılan örneklerden biridir. Peki bir gün Kasparov’un makineye kaybettiği gibi makineler bizi yenecek mi?

“Human vs Machine” savaşı çok eskiye dayanıyor, bu akımın öncüsü John Henry olsa da yakın tarihte hafızamıza bu savaş Dünya Satranç Şampiyonu Kasparov ve IBM’in Deep Blue makinesi ile kazındı. Bu yazımızda Kasparov’un makine ile olan mücadelesindeki tecrübelerine ve düşüncelerine yer vereceğiz.

Kasparov’un makinalar ile savaşı 1985 yılında başladı, Alman Der Spiegel dergisinin düzenlemiş olduğu müsabakaya göre aynı anda 32 adet satranç bilgisayarına karşı mücadele etti ve 32-0’lık bir skor ile müsabakayı kazandı.

1997 de ise IBM’in Deep Blue bilgisayarı Dünya Satranç Şampiyonu Kasparov’u yendi ve insanlık makinalara karşı kaybetti**. 1840 yılında John Henry, sonunda yorgunluktan ölse de, buhar gücüyle çalışan delme makinesini yenmişti ama Kasparov yenildi.

Bugünlerde ise makinelerin üstünlüğü daha fazla konuşulmaya başlandı, Endüstri 4.0’ın gelişimi ile beraber her gün “işimizi elimizden alacak” makineler ile ilgili haberler yapılmaya başlandı. Bizim yerimize düşünen bizim işlerimizi elimizden alan hatta Matrix vari bilim kurgu filmlerinde olduğu gibi bizi tehdit eden makineler artık gündem konularımız haline geldi. Sanki makineler bizi yeryüzünden kazıyor ve yok ediyor. Halbuki makineler Endüstri 1.0’dan beri kademe kademe insanların yerini almaya başlamıştı, eskiden kas gücü gerektiren işlerin yerlerini alıyorlardı ancak şimdi beyin gücü gerektiren işleri alıyorlar.

Kazanan Deep Blue idi ama kendisi yetenekli ya da entelektüel miydi? Hayır değildi, öyle umuluyordu ama değildi. İyi bir donanım ve akıllıca yazılmış bir algoritma ile dünya satranç şampiyonu olabilirdi. İnanılmaz hızlı, saniye de 200 milyon pozisyon değerlendirebilme yeteneği olmasına karşın insanoğlunun içindeki gizemli gücü temsil edemiyor. Yakın gelecekte makinalar taksi şoförü olacaklar, hatta avukat ve doktor da olacaklar ancak yine de yetenekli ya da entelektüel olamayacaklar.

İnsanların makineler ile beraber yaşama ve çalışma ile ilgili endişeleri var. Kasparov, Deep Blue ile ilk karşılaştığında 10 yıllık Dünya Şampiyonu idi, 182 adet dünya şampiyonası maçı oynamıştı ve dünyanın ileri gelen oyuncular ile yüzlerce maç geride bırakmıştı. Rakiplerini nasıl analiz edeceğini biliyordu, onların yapacağı hareketleri sezinleyebiliyordu, ruhsal durumlarını tespit edebiliyordu, vücut dillerinden sinyaller alıp gözlerinin içine bakabiliyordu ve duruma göre sezinlemelerde bulunabiliyordu. Ancak Deep Blue ile karşılaştığında bu duyguların hiç biri yoktu, tam tersi ortamda tedirgin edici bir hava vardı, kendi söylemi ile insan kendini bir garip hissediyordu. Benzer bir duyguyu otonom araçlara ilk bindiğinizde hissedeceksiniz diyordu. Kasparov: “Bu makine nelere kadir, neler yapabilir hiç fikrim yoktu. Teknoloji bir çığır açmıştı ve ben yenilmiştim, kendime sormadan edemiyordum, bu makine yenilmez miydi? Sevgili aşkım satrancın artık sonuna mı geldik? Bu soruları ancak insanoğlu sorabilirdi, karşımdaki makine bu endişelerin hiç birini taşımıyordu.”

Sonradan anlaşıldı ki satranç dünyası dünya şampiyonu olarak bir insan istiyordu. Şu an cep telefonlarımızdaki birçok satranç oyunu Deep Blue’dan daha zeki ama yine de insanlar satranç turnuvaları düzenlemeye devam ediyor, satranç ölmedi.

Kasparov kendi tecrübelerinden şu dersi çıkardı; Korkularımız ile yüzleşmeliyiz. Korkularımıza hükmetmeliyiz ve teknolojiden en üst düzeyde faydalanmalıyız ki insanlığı, hayatı en iyi konuma getirebilelim.  Akabinde Kasparov düşündü, peki ya bir bilgisayara karşı değil de bir bilgisayar ile beraber maç oynayabilse neler olabilir, insanoğlunun ve makinenin güçlerini birleştirdiğimizde açığa nasıl bir oyun çıkacaktı?

İnsan sezgisi ile makine hesapları, insan stratejileri ile makine taktikleri, insan tecrübesi ile makine hafızası bir araya geldiğinde bu güne kadar oynanmış en mükemmel satranç oyunu olmaz mıydı?

Fikrini hayat geçirdi, 1998’de Advanced Chess adı altında insan artı makine müsabakası yapıldı; Bir tarafta Kasparov ve bir makine diğer tarafta başka bir elit oyuncu ile bir makine. Ancak bu ilk deneyimde iki taraf da başarısız oldu, zira insan yeteneğini ve makine yeteneğini birleştirmeyi, kombine etmeyi başaramadılar.

Ancak yıllar geçti Advanced Chess internette yayılmaya başladı, 2005 yılında Freestyle Chess Tournament düzenlendi ve Kasparov’un ilhamı hayat buldu. Turnuvaya Dünya’nın en iyi satranç oyuncuları ve üst düzey hazırlanmış makinalar katıldı, ama kazananlar ne o satranç ustaları idi ne de süper bilgisayarlar, kazananlar sıradan bilgisayarlar ile katılan birkaç amatör oyunculardı*.

Makinaları kullanabilme kabiliyetlerine karşı ne o satranç ustaların tecrübeleri karşı koyabildi ne de o süper bilgisayarların hesaplama gücü. İnsan yeteneği ile makine yeteneğini birleştirebilme yeteneği en önemli yetenek ve gelecekte hatta bugün bu yeteneğe sahip olanlar asıl güce sahip olacaklar.

Günlük hayatımızda da öyle değil mi? Hepimiz online tercüme makinalarını kullanmışızdır, ilk başta çok komik tercümeler meydana geliyordu, insanlar tecrübelerini kullanarak bu komik tercümelerden anlamlar çıkarıyorlardı, ancak makinalar bizim düzeltmelerimizden ders alıp kendilerini geliştirdiler ve artık daha iyi tercümeler görür olduk.

Bu model artık tüm alanlarda uygulanmaya başladı ve çok daha ileri safaları kullanılmaya başlandı. Makine verileri ortaya çıkarıyor, köşe bucak her yerden veri çıkarıyor, veriler ile ilgili ihtimalleri hesaplıyor, insanoğlunun daha kolay analiz edebilmesini sağlıyor ve insanoğlu böylece daha isabetli kararlar veriyor.

İnsanoğlunun faydasına olan bu gelişmeler yeterli değil, bir adım hatta birkaç adım ötesine geçmemiz gerekiyor. Teknolojik gelişmeler nerede ve ne zaman son bulacak, bunu hiç birimiz bilemeyiz, hiç birimiz buna karar veremeyiz. O yüzden yavaşlayamayız, tam tersi daha da hızlanmalıyız. Hayatımızdan belirsizlikleri ve zorlukları çekip atmalıyız ve böylece daha güzel bir hayat için bizi bekleyen daha büyük zorluklar ve daha büyük sıkıntılar ile baş edebilmeliyiz.

Makinelerimiz bugün neler yapabiliyor diye endişe etme memeliyiz, tam tersi neler yapamıyorlar onları dert etmeliyiz.

► Makinelerin yüksek hesap gücü var; bizim yüksek anlama yetimiz, yüksek kavrama gücümüz var.

► Makinelerin talimatları var; bizim amaçlarımız var.

► Makineler objektif, tarafsız; bizim tutkumuz, ihtirasımız var.

En büyük hayallerimizi gerçeğe dönüştürebilmek için makinelerin yardımına ihtiyacımız var. En büyük hayallerimizi gerçeğe dönüştüremediğimizde bunun suçu makinelerde olmayacak, bunun sebebi yeterince tutkuyla hayal edemediğimizden olacak, küçük düşündüğümüzden olacak.

İnsanlığımız, makinalar gibi tek bir yetiye sıkıştırılamayacak kadar üstün. Sadece satranç oynamak sadece şoför olmak bize göre değil makinalara göre.

Hayal etmek! İnsanlara özgü ve makineler tarafından asla taklit edilemeyecektir. Makinaların hesaplar ile öngörüleri olacak, taktikleri olacak, hafızaları olacak ama asla sezgileri, stratejileri ve tecrübeleri olmayacak. Bizim anlama gücümüz, amaçlarımız, hırslarımız, tutkularımız asla taklit edilemeyecek, hayal edebilmek insanlara özgü kalacak.

Makineler ile beraber yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor, her biri kendi alanında inanılmaz olan bu yetileri kombine edebilmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Kombine edebilme yeteneği üst düzey olan insanlar, şirketler, ülkeler gelecekte söz sahibi olacak.

Birkaç amatör oyuncunun en iyi oyuncuları yendiği gibi, en süper bilgisayarları yendiği gibi insanlara özgü yetenekleri göz ardı etmeyelim ve bir önceki endüstri devrimlerinde olduğu gibi yine insanlık kazansın.

* Freestyle Chess Tournament ilk kazanan kişi Anson Williams adında, Londra’da yaşayan bir mühendis. Ibermax ekibin başı idi, sıradan quad-core bilgisayarı ile kazandılar. Ekipten Nelson Hernandez bir satranç oyuncusu bile değildi. N.Hernandez: “…It is also quite a trick to orchestrate all these things… actually, I am not a chess player…”

**Kasparov, Deep Blue’ya karşı ilk maçını kazandı, 15 ay sonra ki maçında ise kaybetti diye anılıyor ancak; “Kasparov 2. oyunun 37.Be4 hamlesinde Deep Blue’ya insanlar tarafından müdahale edilerek yardım edildiğini iddia etti. Çünkü böyle bir durumda bir bilgisayarın 37.Qb6 hamlesini yaparak bir piyon kazanma eğiliminde olması bekleniyordu ve bu beklentisi pek çok satranç otoritesi tarafından da onaylandı. Fakat IBM bu iddiayı ve Kasparov’un yeniden maç önerisini reddederek Deep Blue projesini sona erdirdi.”

Aslında makineler bizi hiç yenemedi.

Endustri40.com Platformunda Yayınlanmıştır.

Previous TÜSİAD’IN Endüstri 4.0 Raporu ve Çözümleri
Next Kalkınma ve finansman