TOPLUMSAL DEĞERLER


Türk örf, adet ve kültürlerin yeterince değerini bilmediğimizi düşünüyorum. Bizi batıdan ayıran, insanı değerli ve ulvi kılan geleneklerimizin ört bas edildiğini, bilerek küçümsendiğini düşünüyorum.

Örneğin; sosyal medyada “intermittend fasting” adı altında bir zayıflama akımı var iken biz Ramazan ayındaki oruç tutma (fasting) etkinliğini yorucu buluyoruz. Kurban bayramında da ilk günkü telaşı yaşamak yerine tatile gitmeyi tercih ediyoruz.

Oysa başta bayramlar olmak üzere, bize has değerlerimiz var. Elbette değişikliklere açık olmak gerekir, ancak bizi biz yapan, yaşanmış derslerden ortaya çıkan değerlerimize sahip çıkmamız, gurur duymamız gerekir. Aslında, batının biraz toplumsal deneylerle, biraz bilimsel deneylerle bizim yaptıklarımızı yapar hale geldiğini gözlemliyoruz.

Biz yüzyıllardır oruç tutarız ve insan bünyesine iyi geldiğini biliriz, onlar anca bilimsel değerlerin göstergesi ile vücudu aç bırakmak gerektiğini keşfeder. Biz yüzyıllardır bayram etkinliklerimiz ile yeni kıyafetlerimizi giyerek ekonomiyi canlandırırız, gelmiş geçmiş en değerli varlık olan eti birbirimiz ile paylaşırız, durumu olmayanın bile yılda bir kez de olsa tatmasını sağlarız, birbirimizi ziyaret ederek gönülleri fethi ederiz, birbirimiz ile ilgileniriz, toplu bir duruş sergileyip güçleniriz.Onlarda ise Noel’in, Yılbaşının toplumsal bir olay haline gelmesi anca 1600’lü yıllara tekabül eder ki, o da muhtemelen Osmanlı’yı inceleyerek, keşfederek bizim bayramları kendilerine dönüştürmeleri sonucu olmuştur.

Kaş yapayım derken göz çıkarmak, gönül, namus, vefa, kültür gibi kavramları batı medeniyetinde karşılığı olmayan, onlarda ancak birkaç sözcük ile açıklanabilen kavramlar iken bizim derin dünyamızın bir yansıması olarak sürekli kullandığımız inceliklerdir bunlar.

Geçmiş dönem, birbiri ile karşılaştırılan Türkiye’nin meşhur iki iş adamına bir göz atalım. Sakıp Sabancı halka daha yakın, Kayseri-Adana şivesi ile halktan biri gibi sürekli medyada yer alan, çalışanları ile iç içe bir profil sergileyen bir liderdir. Oysa Rahmi Koç, ağır adamı oynar, medyada neredeyse hiç görünmez, soğuk bir kişilik sergiler. Ancak Vehbi Koç Vakfı’nın yaptığı toplumsal sorumluluk çalışmaların harcamaları, Sabancı Grubu’nun yaptığı harcamalara göre kat kat üstündedir. Hatta o dönem, Koç Üniversitesi, Amerikan Hastanesi, Koç Lisesi gibi kurumlar kesinlikle kar etmeme üzerine kurgulanmış, Koç Vakfından milyonlarca dolar ek destek almış oluşumlardı. Ama biz Sakıp Ağayı bize daha yakın biliriz.

Toplumsal değerleri iyi yönetebilmek gerekir. Sırf kutlama yapmış olmak için atılan mesajlar, sırf samimi gözükmek için basına verilen pozlar, sırf çalışıyormuş gibi görünmek için işgal edilen koltuklar ile algılarımız ile oynuyorlar. Ama unutmasınlar ki “mış gibi” politikası eninde sonunda geri teper.

İnsan ilişkileri, bizim toplumumuzun en önemli değeridir, bayramlarımız da bu değerleri inşa ederken kullanılan temel taşlarından biridir. Dini vecibelerimizin, Türk örf, adet ve kültürlerin değerini bilmek, onuruyla yaşatmak dileğiyle hepimize mutlu bayramlar diliyorum.

Previous ROBOTİK CERRAHİ
Next ATATÜRKİYE